`İkinci dip` kapısı aralandı

Haziran ayının ilk haftasından açığa çıkmıştı küresel çatlak. Geride kalan hafta sonu yapılan G20 toplantısı ise bunun su yüzüne çıkışı, teyidi oldu. Küresel ortak ekonomi politikaları yok artık. Küresel çapta ikinci dip yolu açıldı.

Ortada bir şey olmadığının en iyi göstergesi; temenniler içeren, genel ve muğlak ifadeler taşıyan ve de ‘ortada bir şey olduğunu’ anlatmaya çalışan 30 sayfaya yakın uzunlukta G20 sonuç bildirgesinin ortaya çıkmasıdır. İkinci gösterge, G20 toplantısı sonrasında Yunanistan’ın risk priminin ‘dünyanın en batık ülkesi’ payesine ulaştığını gösteren bir seviyeye ulaşmasıdır. Yunanistan’ın 5 yıllık CDS priminin, 1000 baz puanın üzerine çıkması; toparlanma, iyileşme umudunun kalmadığını göstermektedir.

Ekonomi politikalarında küresel çatlağın tam olarak ortaya çıkması, artık ortak bir politika çerçevesinin olmaması şunu getirecek; mevcut finansal krizin derinleşerek devam ettiği Avrupa’ya ilişkin beklentiler daha da kötüleşecektir. Çünkü politika ayrışması, eleştirilerin daha da yüksek sesle ifade edilmesine, argümanların daha fazla ortalığa dökülmesine yol açmıştır. 2008 Sonunda başlayan ortak politika ve iletişim senkronu kaybedilmiştir. Örnek mi? Nobelli iktisatçı Paul Krugman, Almanya’nın kemer sıkmacı politikasının yanlış olduğunu çok sert biçimde eleştirerek anlatırken, dünyanın üçüncü bir depresyona tanık olmak üzere olduğunu, bunun ilk aşamalarında olduğumuzu söylüyor.

Avrupa’da bir finansal kriz devam ediyor. Almanya, buna çözüm olarak kemer sıkmacı bir politika yaşama geçiriyor. Tüm AB ülkelerinin de böyle yapmasını istiyor. AB’nin yardım mekanizmasından yararlanmak isteyen ülkelerden de, önce kemer sıkma önlemlerini alması isteniyor. Almanya’nın ısrarla savunduğu; bunun güven sağlayacağı. Oysa kemer sıkma önlemlerinin güven sağlamaktan önce deflasyona yol açması daha olası. Sadece bir ülke bu durumda değil.

Avrupa’da listenin başında yer alabilecek en az 5-6 ülke var. Bir de, AB’nin ‘amiral gemisi’ Almanya’daki bu kemer sıkma telaşının ardında; zordaki ülkeler batarsa en çok Alman bankalarının etkileneceği, ileride kamu fonları ile kurtarılma ihtiyacının ortaya çıkabileceği düşüncesi dillendiriliyor.

İşte G20 öncesinde belirginleşen ayrışma, G20 sonrasında da teyit edilerek; bizce krize hızlandırıcı bir ivme vermiştir. Sırlar dökülmüş, iletişim politikası çökmüştür. Ortak ekonomi politikalarına olan umut kırılmıştır. İkinci bir dip, artık daha güçlü biçimde olasıdır.

***


***

Bugün, 2010 ilk çeyrek büyüme sayıları TÜİK tarafından açıklanacak. Büyüme, önceki yılın aynı çeyreğine göre düşük bazın etkisiyle yüzde 10-12 gibi gerçekleşmiş olabilir. Bunun rekor denilebilecek bir yönü yok. Başbakan Erdoğan dün, olasılıkla beklentiler üzerinden hareketle, bugün açıklanacak büyüme sayılarıyla “yeni bir rekora imza atacağız” demiş. Acaba Başbakan Erdoğan’ın konuşma metnindeki bu sözler, önceki yıl aynı dönemde yüzde 14.6 küçüldüğümüz, bunun da küçülmede ‘önceki rekor’ olduğu unutularak yazılmış olmasın?

OECD’nin mevsimsellikten arındırılmış verilerine göre; 2009’un ilk çeyreğinde, 31 üyeli OECD’de, ekonomide küçülme rekorunda ülkemiz birinciliği kıl payı kaçırmıştı, yüzde 7 ile!
Uğur GÜRSES / RADİKAL GAZETESİ

Abonelik

Son dakika gelişmeleri e-posta adresinise ulaşsın ister misiniz ?

Merkez Bankası Döviz Kuru

Satış
Alış
AUD
1.3758
1.3669
CAD
1.4479
1.4414
CHF
1.4776
1.4681
DKK
0.2598
0.2585
EUR
1.9345
1.9252
GBP
2.3111
2.2991
JPY
1.7831
1.7713
KWD
5.2184
5.1506
NOK
0.2457
0.2441
SAR
0.4002
0.3995
SEK
0.2080
0.2058
USD
1.5008
1.4936
Son Güncelleme15:30 - 09/06/2010